Antalya Kent Konseyi’nden Çakırlar TOKİ Projesi için kapsamlı uyarı raporu
Antalya Kent Konseyi Altyapı Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporda, Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi’nde planlanan TOKİ konut projesinin altyapı, çevre ve şehircilik açısından çok sayıda risk barındırdığı ortaya konuldu. Rapora göre, Çandır Çayı’nın güneyinde yer alan proje sahasında 206 blokta 4.574 konut, ticaret alanları ve sosyal donatılar planlanıyor. Projenin tamamlanmasıyla bölgede 18 bini aşkın kişinin yaşayacağı öngörülüyor. Buna karşın alanın mevcut doğal ve kentsel koşullarının bu yoğunluğu taşıyamayacağı vurgulanıyor.
Raporda ilk olarak taşkın ve sel riski ele alındı. Çandır Çayı’nın Boğaçay Havzası’nın en önemli kollarından biri olduğu, yüksek eğim ve yoğun yağışlar nedeniyle geçmişte sık sık taşkınlara sahne olduğu hatırlatıldı. IRAP 2021 verilerine göre proje alanının neredeyse tamamının 100 ve 500 yıllık taşkın riski altında bulunduğu belirtildi. Analizler sonucunda alanın yaklaşık %88’inin Q100, %11’inin ise Q500 taşkın sınırları içinde kaldığı ifade edildi.
Raporda, dere ıslahı ve taşkın kontrolü adı altında yapılan mühendislik müdahalelerinin geçmişte kalıcı çözüm üretmediğine dikkat çekildi. Çandır Çayı’nın yüksek miktarda kum ve çakıl taşıdığı, bu doğal sürecin Boğaçay ve Konyaaltı Kumsalı için hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Yanlış müdahalelerin kıyı erozyonunu artırdığı örneklerle anlatıldı. Ayrıca iklim değişikliği nedeniyle yağış rejimlerinin değiştiği ve eski verilere dayalı taşkın hesaplarının artık yeterli olmadığı belirtildi.
DEPREM TEHLİKESİNİN EN YÜKSEK OLDUĞU YER
Zemin ve deprem riskleri başlığında, Boğaçay Ovası’nın genç alüvyonlardan oluştuğu ve Antalya kent merkezi içinde deprem tehlikesinin en yüksek olduğu alanlardan biri olduğu ifade edildi. Zemin büyütme etkisinin 2’nin üzerinde olabileceği, bu durumun deprem sırasında hasarı artıracağı vurgulandı. Raporda, Antalya’da deprem tehlikesinin kuzeye doğru azaldığı, buna rağmen riskli alanlarda yeni ve yoğun yapılaşmaya gidilmesinin bilimsel olmadığı belirtildi.
Jeolojik ve jeoteknik zemin etütlerinin ihale öncesinde tamamlanmamış olmasının ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekildi. Zemin özellikleri netleşmeden dere ıslahı, zemin iyileştirme ve temel sistemlerinin belirlenmesinin hem teknik hem de mali belirsizlik yarattığı ifade edildi. Buna rağmen proje bütçesinde bu kalemler için yüksek oranlar ayrıldığı belirtilerek, kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından soru işaretleri dile getirildi.
GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR YOL
Hidrojeolojik değerlendirmelerde, proje alanının içme suyu koruma alanı içinde kaldığı ve Konyaaltı’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan aktif kuyuların beslenim sahasında yer aldığı vurgulandı. Yoğun yapılaşmanın atık su sızıntıları yoluyla yeraltı sularını kirletme riski taşıdığı ifade edildi. En küçük altyapı arızasının dahi kısa sürede içme suyu kuyularını etkileyebileceği belirtilerek, bu durumun geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceği kaydedildi.
Ulaşım altyapısı açısından ise Çakırlar bölgesinin mevcut yol ağı ve toplu taşıma sistemleriyle bu ölçekte bir nüfusu kaldıramayacağı vurgulandı. Ana arterlerin yetersiz olduğu, alternatif bağlantı yollarının bulunmadığı ve toplu taşıma entegrasyonunun planlanmadığı ifade edildi. Rapora göre proje tamamlandığında günlük binlerce ek araç trafiği oluşacak ve bu durum kent genelinde kronik trafik sıkışıklığına yol açacak.
Raporda ayrıca proje alanının yürürlükteki çevre düzeni ve nazım imar planlarında orman alanı, taşkın alanı ve içme suyu koruma alanı olarak tanımlandığı hatırlatıldı. Buna rağmen imar planı olmadan ihale sürecine gidilmesinin mevzuata aykırı olduğu belirtildi. Alanın 1. derece arkeolojik sit alanlarıyla iç içe olduğu, Domuzburnu Mağarası ve Domuzağılı Antik Yerleşimi gibi önemli kültürel mirasların risk altında bulunduğu ifade edilerek, kapsamlı bir ÇED raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu sonucuna varıldı.