İMO Antalya: Statik Proje Sisteminde alarm! “Güvenli yapı için acil reform şart”
İMO Antalya: Statik Proje Sisteminde alarm! “Güvenli yapı için acil reform şart”
İMO Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, statik proje üretimindeki kapasite ve denetim sorunlarına dikkat çekerek, mevcut sistemin güvenli yapı üretimini tehdit ettiğini söyledi. Akdoğan, yetkin mühendislik ve objektif kapasite sınırlarının acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
İnşaat Mühendisleri Odası tarafından yayımlanan “Statik Proje Müellifleri Kapasite Analiz Raporu (2025 Verileri Değerlendirmesi)”, Türkiye’de statik proje üretim süreçlerinde yaşanan denetim zafiyetini ve mevcut sistemin sürdürülebilir olmaktan çıktığını açık bir şekilde ortaya koydu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, yapı güvenliğinin yalnızca şantiyede değil, daha ilk çizginin atıldığı proje aşamasında başladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bir yapının deprem karşısındaki davranışını belirleyen en önemli unsur, doğru hazırlanmış ve yeterli mühendislik hizmeti almış statik projedir. Dolayısıyla statik proje üretimi, seri üretim mantığıyla yürütülebilecek bir süreç değildir. Her proje; zemini, taşıyıcı sistemi, mimari özellikleri ve kullanım amacı bakımından ayrı ayrı mühendislik değerlendirmesi gerektirir.”
RAPORDAKİ RAKAMLAR ENDİŞE VERİCİ
Akdoğan, Oda tarafından hazırlanan raporda yer alan verilerin mevcut sistemin sağlıklı işlemediğini açıkça gösterdiğini belirterek şöyle devam etti:
“Rapora göre ülke genelinde proje müellifi başına düşen yıllık ortalama yeni yapı ruhsatı yaklaşık 14 iken, tek bir proje müellifi üzerinde 1.600 ruhsat kaydının bulunması teknik olarak izah edilemez bir durumdur. Daha da çarpıcı olan ise bir proje müellifinin yalnızca bir yıl içerisinde 45 milyon 752 bin metrekareyi aşan statik proje üretmiş görünmesidir. Bu rakam, yılın her iş gününde yaklaşık 183 bin metrekarelik statik proje hazırlanması anlamına gelmektedir. Bunun mühendislik açısından, teknik açıdan ve fiziksel olarak gerçekleşmesi mümkün değildir.”

PROJE MÜELLİFLİĞİ SİSTEMİ YENİDEN DÜZENLENMELİ
Akdoğan, bu tablo karşısında proje müellifliği sisteminin yeniden ele alınmasının artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Bu veriler yalnızca istatistik değildir. Bu rakamlar, proje üretim süreçlerinin fiilen denetlenemediğini ve sistemin ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini göstermektedir. Mühendislik hizmetinin niteliği niceliğe kurban edilemez. Güvenli yapı üretiminin temel şartı, projelerin yeterli zaman ayrılarak, teknik incelemeler eksiksiz yapılarak hazırlanmasıdır.”
YETKİN MÜHENDİSLİK SİSTEMİ KAÇINILMAZ
Gelişmiş ülkelerde uygulanan yetkin mühendislik sistemlerinin Türkiye için de kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan Akdoğan, şu değerlendirmede bulundu:
“Artık proje müellifliği yalnızca diploma sahibi olmakla yürütülebilecek bir faaliyet olmaktan çıkarılmalıdır. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi deneyim, uzmanlık ve mesleki yeterliliği esas alan bir yetkin mühendislik sistemine geçilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda statik proje ofislerinin üstlenebileceği iş kapasitesi; bünyelerinde çalışan mühendis sayısı, teknik personel yeterliliği ve kurumsal altyapıları dikkate alınarak objektif kriterlerle sınırlandırılmalıdır. Bir ofisin veya bir mühendisin kapasitesinin üzerinde iş üstlenmesi, hem proje kalitesini hem de kamu güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir.”
PROJE MÜELLİFLİĞİ TAM ZAMANLI YÜRÜTÜLMELİ
Statik proje müellifliğinin tam zamanlı yürütülmesi gereken bir mesleki faaliyet olduğunun altını çizen Akdoğan, aynı kişinin farklı alanlarda fiilen görev yapmasının da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Statik proje üretimi; yoğun teknik analiz, hesap, kontrol ve koordinasyon gerektiren tam zamanlı bir mühendislik faaliyetidir. Aynı kişinin hem proje müellifi olarak yüzlerce projeye imza atması hem de şantiye şefliği, fenni mesuliyet veya sahada sürekli bulunmasını gerektiren başka ticari faaliyetleri aynı anda yürütmesi, mühendislik hizmetinin niteliği açısından ciddi sakıncalar doğurmaktadır. Bu nedenle proje müellifliği yapan kişilerin, fiilen sahada bulunmayı gerektiren görevleri aynı dönemde üstlenmelerine izin verilmemesi yönünde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.”
YAPI GÜVENLİĞİ İÇİN REFORM ÇAĞRISI
Akdoğan, sözlerini şu çağrıyla tamamladı:
“Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede yapı güvenliği, yalnızca denetim firmalarının ya da müteahhitlerin sorumluluğu değildir. Güvenli yapı, nitelikli mühendislik hizmetiyle başlar. Bugün proje üretim sistemini bilimsel esaslara göre yeniden düzenlemezsek, yarın oluşabilecek yapı kusurlarının bedelini toplum olarak hep birlikte öderiz. Mühendislik hizmetinin niteliğini artıracak, yetkin mühendisliği esas alacak ve proje üretim kapasitesini gerçekçi kriterlere bağlayacak reformların daha fazla geciktirilmeden hayata geçirilmesi gerekmektedir.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.