Uygar Gök
Köşe Yazarı
Uygar Gök
 

Özel Anları Önceden Belirlemek Mümkün mü? (14 Şubat Sevgililer Günü)

Yine o gün geldi çattı. Bugün malum gün: 14 Şubat Sevgililer Günü. Her yer kırmızı, her yer kalp... Televizyonlarda aşk filmleri ve pırlanta reklamları… Çiçekçilerde kuyruklar, restoranlarda yer kapmaca, "Ne hediye alacağım?" telaşı... Herkes bu akşam mum ışığında "en özel anı" yaşamaya odaklanmış durumda. Gelin, şunu kabul edelim. Özel anlar önceden belirlenemez... Hayatınızda yaşadığınız en unutulmaz, en "kalbinizi eriten" anları hatırlayın. Şöyle bir geçmişe gidin... O anlar gerçekten takvimde önceden işaretlenmiş, her detayı planlanmış günler miydi? Büyük ihtimalle hayır. Belki yağmura yakalanıp sırılsıklam olduğunuz ve buna dakikalarca güldüğünüz o saçma andı. Belki pazar sabahı pijamalarla içtiğiniz o en basit kahveydi. Belki de sadece birbirinizin gözüne bakıp hiçbir şey söylemeden anlaştığınız o sessiz dakikaydı. Yani aslında hayatımızdaki en "özel" sahneler; biz onları planlamaya çalışırken değil, sadece "o anın içinde" olduğumuzda kendiliğinden gerçekleşti. "Özel Olsun" Çabası Neden Tehlikeli? Bir şeyi ne kadar çok "mükemmel" yapmaya çalışırsanız, o şeyden o kadar az keyif alırsınız. Çünkü zihniniz "Hadi mutlu olalım, hadi şimdi çok romantik bir şey söyle, hadi gülümse!" zorlantısı içerisindeyken, anda kalmanız pek mümkün olamaz. 14 Şubat’ta birçok çift masaya oturduğunda aslında birbirleriyle değil, "beklentileriyle" yemek yer. "Acaba yeterince romantik miyim?", "Hediye beklediği gibi mi?", "Neden hala o beklediğim cümleyi kurmadı?" Bu soruların olduğu yerde huzur biter, stres ve kaygı başlar. Geçmişe Dönüp Baktığımızda Ne Görüyoruz? Hadi bir test yapalım. Geçen sene 14 Şubat’ta ne yediğinizi ne giydiğinizi hatırlıyor musunuz? Muhtemelen hayal meyal... Ama eşinizle birlikteyken en güvende, en çok sevildiğinizi hissettiğiniz o rastgele günü sorsam, detayları tıkır tıkır anlatırsınız. Çünkü gerçek bağ, takvim yapraklarına işaret koyarak önceden belirlenemez. Peki Bugün Ne Yapalım? Tabii ki birbirinize sevginizi gösterin, isterseniz hediyeleşin. Ama kendinize: "Mükemmel olmak zorunda değiliz." deyin. Çiçekler geç kalabilir. Yemek beklediğinizden kötü olabilir. Trafik canınızı sıkabilir. Bunların hiçbir önemi yok. Önemli olan, o an elini tuttuğunuz kişinin yanınızda olması. Sadece birbirinize, ilgiyle ve sevgiyle yaklaşın. Merak etmeyin "Anı ıskalamamak" kendi güzelliğini oluşturacak. Unutmayın; aşk, planlanmış bir tiyatro sahnesi değil, birlikte söylenen plansız bir şarkıdır. Haftaya başka bir konuda, yine hayatın içinden bir bakışla görüşmek üzere. Klinik Psikolog Uygar Gök
Ekleme Tarihi: 14 Şubat 2026 -Cumartesi
Uygar Gök

Özel Anları Önceden Belirlemek Mümkün mü? (14 Şubat Sevgililer Günü)

Yine o gün geldi çattı. Bugün malum gün: 14 Şubat Sevgililer Günü. Her yer kırmızı, her yer kalp... Televizyonlarda aşk filmleri ve pırlanta reklamları… Çiçekçilerde kuyruklar, restoranlarda yer kapmaca, "Ne hediye alacağım?" telaşı... Herkes bu akşam mum ışığında "en özel anı" yaşamaya odaklanmış durumda.

Gelin, şunu kabul edelim.

Özel anlar önceden belirlenemez...

Hayatınızda yaşadığınız en unutulmaz, en "kalbinizi eriten" anları hatırlayın. Şöyle bir geçmişe gidin... O anlar gerçekten takvimde önceden işaretlenmiş, her detayı planlanmış günler miydi?

Büyük ihtimalle hayır.

  • Belki yağmura yakalanıp sırılsıklam olduğunuz ve buna dakikalarca güldüğünüz o saçma andı.
  • Belki pazar sabahı pijamalarla içtiğiniz o en basit kahveydi.
  • Belki de sadece birbirinizin gözüne bakıp hiçbir şey söylemeden anlaştığınız o sessiz dakikaydı.

Yani aslında hayatımızdaki en "özel" sahneler; biz onları planlamaya çalışırken değil, sadece "o anın içinde" olduğumuzda kendiliğinden gerçekleşti.

"Özel Olsun" Çabası Neden Tehlikeli?

Bir şeyi ne kadar çok "mükemmel" yapmaya çalışırsanız, o şeyden o kadar az keyif alırsınız. Çünkü zihniniz "Hadi mutlu olalım, hadi şimdi çok romantik bir şey söyle, hadi gülümse!" zorlantısı içerisindeyken, anda kalmanız pek mümkün olamaz.

14 Şubat’ta birçok çift masaya oturduğunda aslında birbirleriyle değil, "beklentileriyle" yemek yer. "Acaba yeterince romantik miyim?", "Hediye beklediği gibi mi?", "Neden hala o beklediğim cümleyi kurmadı?" Bu soruların olduğu yerde huzur biter, stres ve kaygı başlar.

Geçmişe Dönüp Baktığımızda Ne Görüyoruz?

Hadi bir test yapalım. Geçen sene 14 Şubat’ta ne yediğinizi ne giydiğinizi hatırlıyor musunuz? Muhtemelen hayal meyal... Ama eşinizle birlikteyken en güvende, en çok sevildiğinizi hissettiğiniz o rastgele günü sorsam, detayları tıkır tıkır anlatırsınız.

Çünkü gerçek bağ, takvim yapraklarına işaret koyarak önceden belirlenemez.

Peki Bugün Ne Yapalım?

Tabii ki birbirinize sevginizi gösterin, isterseniz hediyeleşin. Ama kendinize: "Mükemmel olmak zorunda değiliz." deyin.

Çiçekler geç kalabilir. Yemek beklediğinizden kötü olabilir. Trafik canınızı sıkabilir.

Bunların hiçbir önemi yok. Önemli olan, o an elini tuttuğunuz kişinin yanınızda olması. Sadece birbirinize, ilgiyle ve sevgiyle yaklaşın. Merak etmeyin "Anı ıskalamamak" kendi güzelliğini oluşturacak.

Unutmayın; aşk, planlanmış bir tiyatro sahnesi değil, birlikte söylenen plansız bir şarkıdır.

Haftaya başka bir konuda, yine hayatın içinden bir bakışla görüşmek üzere.

Klinik Psikolog Uygar Gök

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve okurmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.