Gamze Pelin Demircan
Köşe Yazarı
Gamze Pelin Demircan
 

8 Mart: Kutlama Değil, Hesap Sorma Günüdür

Bir Tek Kızkardeşimizin Tek Bir Kirpiği Bile Yere Düşmeyene Kadar Mücadele Edeceğiz! 2026 yılının başından bugüne Türkiye’de 68 kadın öldürüldü. Bu sayı yalnızca kayda geçenler. Gazetelere düşenler. Dosyası açılanlar. Bir de görünmeyenler var. “Şüpheli ölüm” denilenler. Sessizce kapatılan dosyalar. Aile içinde, sokakta, iş yerinde hayatı çalınan kadınlar. Bugün 8 Mart. Bugün çiçek dağıtılacak bir gün değildir. Bugün indirim kampanyalarıyla süslenecek bir gün değildir. Bugün restoranlarda “özel menü” hazırlanacak bir gün hiç değildir. Bugün hesap sorma günüdür. Çünkü 8 Mart’ın tarihi; reklam panolarında değil, direnişin ve emeğin tarihinde yazılıdır. 1857’de New York’ta bir tekstil fabrikasında çalışan kadın işçiler; düşük ücretlere, insanlık dışı çalışma koşullarına ve sömürüye karşı greve çıktı. Haklarını isteyen kadınlar polis tarafından fabrikanın içine kapatıldı. Çıkan yangında kaçamayan 120 kadın işçi hayatını kaybetti. 8 Mart, o kadınların anısından doğdu. Yani bu günün kökü acıdadır, direniştedir ve sınıf mücadelesindedir. Ama kapitalist düzen bu gerçeği unutturmak ister. Çünkü mücadele hatırlanırsa, sorgulama başlar. Sorgulama başladığında ise düzenin temelleri sarsılır. Bu yüzden 8 Mart yıllardır pazarlanıyor. Direniş günü alışveriş gününe çevriliyor. Kadınların öfkesi kozmetik kampanyalarıyla örtülüyor. Oysa gerçek çok açık: Kadınların mücadelesi yalnızca eşitlik mücadelesi değildir. Kadınların mücadelesi hayatta kalma mücadelesidir. Kadınlar öldürülüyor. Kadınlar susturuluyor. Kadınların emeği görünmez kılınıyor. Evde ücretsiz bakım emeği, iş yerinde düşük ücret, sokakta güvensizlik… Kadınların hayatı üç farklı alanda kuşatılıyor. Patriyarka ve kapitalizm bu noktada birbirini besleyen iki sistem olarak çalışıyor. Biri kadının bedenini kontrol ederken, diğeri emeğini sömürüyor. Bu yüzden kadın cinayetleri yalnızca bireysel suçlar değildir. Onlar politik ve sistematik şiddetin sonucudur. Bir toplumda kadınlar her gün öldürülüyorsa, şiddet karşısında cezasızlık varsa, kadınların yaşam hakkı sürekli pazarlık konusu oluyorsa, orada sorun yalnızca fail değildir. Sorun düzenin kendisidir. Kadınların mücadelesi bu yüzden yalnızca bireysel hak mücadelesi değildir. Bu mücadele sisteme karşı bir mücadeledir. Çünkü kadınlar çok iyi biliyor: Kadın özgürlüğü olmadan gerçek bir demokrasi olmaz. Kadın özgürlüğü olmadan gerçek bir eşitlik olmaz. Kadın özgürlüğü olmadan gerçek bir adalet olmaz. Bu yüzden kadınlar yalnızca yaşamlarını savunmuyor. Aynı zamanda daha adil bir toplum kurma mücadelesi veriyor. Ve tarih bize bunu defalarca gösterdi: Kadınlar ayağa kalktığında, yalnızca kendi zincirlerini kırmazlar. Toplumun zincirlerini de kırarlar. Bu yüzden 8 Mart; çiçekle, balonla, alışveriş kampanyalarıyla kutlanacak bir gün değildir. 8 Mart; sokağın, mücadelenin ve dayanışmanın günüdür. Çünkü bir gerçek var: Kadınların emeğini yok sayan, kadınların yaşamını değersizleştiren, kadınların sesini bastırmaya çalışan bu düzen sonsuza kadar sürmeyecek. Tarih boyunca hiçbir baskı düzeni sonsuz olmadı. Ve bugün de biliyoruz ki: Bu karanlık düzeni kadınlar yıkacak.
Ekleme Tarihi: 08 Mart 2026 -Pazar
Gamze Pelin Demircan

8 Mart: Kutlama Değil, Hesap Sorma Günüdür

Bir Tek Kızkardeşimizin Tek Bir Kirpiği Bile Yere Düşmeyene Kadar Mücadele Edeceğiz! 2026 yılının başından bugüne Türkiye’de 68 kadın öldürüldü. Bu sayı yalnızca kayda geçenler. Gazetelere düşenler. Dosyası açılanlar. Bir de görünmeyenler var. “Şüpheli ölüm” denilenler. Sessizce kapatılan dosyalar. Aile içinde, sokakta, iş yerinde hayatı çalınan kadınlar. Bugün 8 Mart. Bugün çiçek dağıtılacak bir gün değildir. Bugün indirim kampanyalarıyla süslenecek bir gün değildir. Bugün restoranlarda “özel menü” hazırlanacak bir gün hiç değildir. Bugün hesap sorma günüdür. Çünkü 8 Mart’ın tarihi; reklam panolarında değil, direnişin ve emeğin tarihinde yazılıdır. 1857’de New York’ta bir tekstil fabrikasında çalışan kadın işçiler; düşük ücretlere, insanlık dışı çalışma koşullarına ve sömürüye karşı greve çıktı. Haklarını isteyen kadınlar polis tarafından fabrikanın içine kapatıldı. Çıkan yangında kaçamayan 120 kadın işçi hayatını kaybetti. 8 Mart, o kadınların anısından doğdu. Yani bu günün kökü acıdadır, direniştedir ve sınıf mücadelesindedir. Ama kapitalist düzen bu gerçeği unutturmak ister. Çünkü mücadele hatırlanırsa, sorgulama başlar. Sorgulama başladığında ise düzenin temelleri sarsılır. Bu yüzden 8 Mart yıllardır pazarlanıyor. Direniş günü alışveriş gününe çevriliyor. Kadınların öfkesi kozmetik kampanyalarıyla örtülüyor. Oysa gerçek çok açık: Kadınların mücadelesi yalnızca eşitlik mücadelesi değildir. Kadınların mücadelesi hayatta kalma mücadelesidir. Kadınlar öldürülüyor. Kadınlar susturuluyor. Kadınların emeği görünmez kılınıyor. Evde ücretsiz bakım emeği, iş yerinde düşük ücret, sokakta güvensizlik… Kadınların hayatı üç farklı alanda kuşatılıyor. Patriyarka ve kapitalizm bu noktada birbirini besleyen iki sistem olarak çalışıyor. Biri kadının bedenini kontrol ederken, diğeri emeğini sömürüyor. Bu yüzden kadın cinayetleri yalnızca bireysel suçlar değildir. Onlar politik ve sistematik şiddetin sonucudur. Bir toplumda kadınlar her gün öldürülüyorsa, şiddet karşısında cezasızlık varsa, kadınların yaşam hakkı sürekli pazarlık konusu oluyorsa, orada sorun yalnızca fail değildir. Sorun düzenin kendisidir. Kadınların mücadelesi bu yüzden yalnızca bireysel hak mücadelesi değildir. Bu mücadele sisteme karşı bir mücadeledir. Çünkü kadınlar çok iyi biliyor: Kadın özgürlüğü olmadan gerçek bir demokrasi olmaz. Kadın özgürlüğü olmadan gerçek bir eşitlik olmaz. Kadın özgürlüğü olmadan gerçek bir adalet olmaz. Bu yüzden kadınlar yalnızca yaşamlarını savunmuyor. Aynı zamanda daha adil bir toplum kurma mücadelesi veriyor. Ve tarih bize bunu defalarca gösterdi: Kadınlar ayağa kalktığında, yalnızca kendi zincirlerini kırmazlar. Toplumun zincirlerini de kırarlar. Bu yüzden 8 Mart; çiçekle, balonla, alışveriş kampanyalarıyla kutlanacak bir gün değildir. 8 Mart; sokağın, mücadelenin ve dayanışmanın günüdür. Çünkü bir gerçek var: Kadınların emeğini yok sayan, kadınların yaşamını değersizleştiren, kadınların sesini bastırmaya çalışan bu düzen sonsuza kadar sürmeyecek. Tarih boyunca hiçbir baskı düzeni sonsuz olmadı. Ve bugün de biliyoruz ki: Bu karanlık düzeni kadınlar yıkacak.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve okurmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.