Berna Deveci
Köşe Yazarı
Berna Deveci
 

Themis’e Açık Mektup

Saygıdeğer Themis Hanımefendiye, Öncelikle adaletin vücut bulmuş hali olan siz yüce Tanrıça’ya yazma cüretinde bulunduğum, yukarıdaki yoğun iş trafiğiniz sırasında değerli zamanınızı aldığım için lütfen beni bağışlayınız. Maalesef bizim coğrafyamızdan gittiniz gideli yokluğunuzu iliklerimize kadar hissediyoruz. Halbuki siz bizim için ekmek gibi, su gibi vazgeçilmez, yaşamımızın olmazsa olmazı en önemli değerimizdiniz. Siz de gidince buralarda bizleri koruyacak pek bir şey kalmadı. Bir kadının kimsenin korumasına ihtiyacı yoktur dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Öyledir. Kadın güçlüdür. Ama burada sizin heykellerinizi her yere dikerek adaleti sağladıklarını düşünenler var. Siz bu coğrafyaya sırtınızı döndüğünüzden beri adalet erkeklerin iki dudağının arasında kaldı. Üstelik ellerindeki teraziyi yamuk tutuyorlar. Gözleri de bağlı değil!! Siz ki adaleti kadın bedeni ve beyaz elbise ile tanımlayarak yüzyıllardır adaletin saf ve temiz olması gerektiğini öğrettiniz. Maalesef bizim buralarda kadın bedeni korkunç, şeytani ve pis olarak algılanıyor. Siz ki adaleti gözü bağlanmış olarak tanımayarak yüzyıllardır adaletin tarafsız olması gerektiğini öğrettiniz. Bizim buralarda o göz bağını bizim nefesimizi kesmek için kullanıyorlar. Daha geçenlerde içimizden birisi hakkımı savunamıyorum sesimi duyuramıyorum intihar derlerse inanmayın dedi. Sesini kestiler. Mektubumun başında da arz ettiğim gibi terazi ile göstermeye çalıştığınız eşit ve dengeli bir yargı ise buralarda halen aranmakta ama bulunamamaktadır. Terazinin kefeleri buralarda hep bozuk. Yüzyıllardır elinizde doğruluğun ve gücün simgesi olarak tuttuğunuz kılıcınız maalesef buralarda gücü eline geçenin haksızlık yapmasına yarıyor. Adil yargılamalar yapılmadığı gibi bir de üstüne üstlük kılıç haksızlığa uğrayanlara doğrultuluyor. Ayağınızın altındaki yılanları keşke hiç oraya koymasaydınız. Bizim burası zaten kötülükle dolu. Hiç kimse ders almıyor. Kötülük yapanın yanına kalıyor. Adalet nerede diye isyan eden suçsuz günahsızların başı yılanın başı gibi eziliyor. Ama asıl yılanlar her yerde cirit atıyor! Son olarak elinizde tuttuğunuz kitabın değiştiğini ve halen değiştirilmekte olduğunu da belirtmek isterim. İçinde yazılanlara bağlı kalınmadığı gibi, gücü eline geçiren kitabı istediği gibi evirip çevirerek kuralları yeniden yazıyor. Ama bu yeni kanunlar topluma huzur ve barış getirmiyor. Saygıdeğer Themis, adınız şimdilerde çok eskilerde kalan ne şirin ne tatlı bir olgumuz vardı tadında nostaljik bir isme dönüştü. Öyle unutuldu öyle unutuldu ki anne babalar kız çocuklarına bile isminizi koymaz oldular. En acısı da bu oldu. Vazgeçtik. Sustuk. Susturuluyoruz. İki gün önce yılda sadece bir gün göstermelik hatırlanan günümüzü kutladık. İsmi Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü olarak geçiyor. O gün adımıza methiyeler düzüldü. Dünyanın en önemli kişileri, bizsiz bir hayatın yarım olacağını söylediler bizlere. Bugün ise büyük bir çoğunluğumuz evimizde temizlik, ütü, çamaşır ve bilimum emeği asla görünmeyen bir işe yaramaz işler ile uğraştık. Uğraşmaya da devam edeceğiz. En eğitimlimiz, en verimlimiz bile ne yaparsa yapsın öncelikle evindeki bu işleri bitirmek zorundadır. Bu düzen değişmedikçe, kadınlar evlere hapsedildikçe, sesleri kesilmeye devam edildikçe, çocuk gelin oldukça, istismara uğradıkça sizin adaletin bekçisi olmanız çoğunluğu erkekler tarafından yönetilen bizim bölgemizde bir heykel olmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Son sözlerim sizi kırdıysa bunun için sizden özür dilemeyeceğim. Çünkü gittiniz. Bizi yalnız bıraktınız. Gözünüz bağlı hala adil bir düzen olacağını sanıyorsunuz. Açın şu gözlerinizi de çekin kılıcınızı da öğretin şu kanun kitabınızı da buralar da huzur bulsun. Az daha unutuyordum. Bu yazdıklarım size buralarda mücadele etmediğimizi lütfen düşündürmesin. Haksız yere hapislerde çürütülmek istenen erkekleri de kadınları da istismara uğrayanı da eve hapsedileni de sesi kıstırılanı da biz siz olsanız da olmasanız da savunmaya devam ediyoruz. Edeceğiz. Bu mektup gittiğiniz yerden bir an önce aramıza dönmeniz içindir. Umarız çabucak buralara da uğrarsınız. Saygılarımızla, Coğrafyasında Huzur Bulamayan, Eşit Vatandaş Kabul Edilmeyen Bütün Kadınlar
Ekleme Tarihi: 10 Mart 2026 -Salı
Berna Deveci

Themis’e Açık Mektup

Saygıdeğer Themis Hanımefendiye,

Öncelikle adaletin vücut bulmuş hali olan siz yüce Tanrıça’ya yazma cüretinde bulunduğum, yukarıdaki yoğun iş trafiğiniz sırasında değerli zamanınızı aldığım için lütfen beni bağışlayınız.

Maalesef bizim coğrafyamızdan gittiniz gideli yokluğunuzu iliklerimize kadar hissediyoruz. Halbuki siz bizim için ekmek gibi, su gibi vazgeçilmez, yaşamımızın olmazsa olmazı en önemli değerimizdiniz. Siz de gidince buralarda bizleri koruyacak pek bir şey kalmadı.

Bir kadının kimsenin korumasına ihtiyacı yoktur dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Öyledir. Kadın güçlüdür. Ama burada sizin heykellerinizi her yere dikerek adaleti sağladıklarını düşünenler var. Siz bu coğrafyaya sırtınızı döndüğünüzden beri adalet erkeklerin iki dudağının arasında kaldı. Üstelik ellerindeki teraziyi yamuk tutuyorlar. Gözleri de bağlı değil!!

Siz ki adaleti kadın bedeni ve beyaz elbise ile tanımlayarak yüzyıllardır adaletin saf ve temiz olması gerektiğini öğrettiniz. Maalesef bizim buralarda kadın bedeni korkunç, şeytani ve pis olarak algılanıyor.

Siz ki adaleti gözü bağlanmış olarak tanımayarak yüzyıllardır adaletin tarafsız olması gerektiğini öğrettiniz. Bizim buralarda o göz bağını bizim nefesimizi kesmek için kullanıyorlar. Daha geçenlerde içimizden birisi hakkımı savunamıyorum sesimi duyuramıyorum intihar derlerse inanmayın dedi. Sesini kestiler.

Mektubumun başında da arz ettiğim gibi terazi ile göstermeye çalıştığınız eşit ve dengeli bir yargı ise buralarda halen aranmakta ama bulunamamaktadır. Terazinin kefeleri buralarda hep bozuk.

Yüzyıllardır elinizde doğruluğun ve gücün simgesi olarak tuttuğunuz kılıcınız maalesef buralarda gücü eline geçenin haksızlık yapmasına yarıyor. Adil yargılamalar yapılmadığı gibi bir de üstüne üstlük kılıç haksızlığa uğrayanlara doğrultuluyor.

Ayağınızın altındaki yılanları keşke hiç oraya koymasaydınız. Bizim burası zaten kötülükle dolu. Hiç kimse ders almıyor. Kötülük yapanın yanına kalıyor. Adalet nerede diye isyan eden suçsuz günahsızların başı yılanın başı gibi eziliyor. Ama asıl yılanlar her yerde cirit atıyor!

Son olarak elinizde tuttuğunuz kitabın değiştiğini ve halen değiştirilmekte olduğunu da belirtmek isterim. İçinde yazılanlara bağlı kalınmadığı gibi, gücü eline geçiren kitabı istediği gibi evirip çevirerek kuralları yeniden yazıyor. Ama bu yeni kanunlar topluma huzur ve barış getirmiyor.

Saygıdeğer Themis, adınız şimdilerde çok eskilerde kalan ne şirin ne tatlı bir olgumuz vardı tadında nostaljik bir isme dönüştü. Öyle unutuldu öyle unutuldu ki anne babalar kız çocuklarına bile isminizi koymaz oldular.

En acısı da bu oldu. Vazgeçtik. Sustuk. Susturuluyoruz.

İki gün önce yılda sadece bir gün göstermelik hatırlanan günümüzü kutladık. İsmi Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü olarak geçiyor. O gün adımıza methiyeler düzüldü. Dünyanın en önemli kişileri, bizsiz bir hayatın yarım olacağını söylediler bizlere.

Bugün ise büyük bir çoğunluğumuz evimizde temizlik, ütü, çamaşır ve bilimum emeği asla görünmeyen bir işe yaramaz işler ile uğraştık. Uğraşmaya da devam edeceğiz. En eğitimlimiz, en verimlimiz bile ne yaparsa yapsın öncelikle evindeki bu işleri bitirmek zorundadır. Bu düzen değişmedikçe, kadınlar evlere hapsedildikçe, sesleri kesilmeye devam edildikçe, çocuk gelin oldukça, istismara uğradıkça sizin adaletin bekçisi olmanız çoğunluğu erkekler tarafından yönetilen bizim bölgemizde bir heykel olmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.

Son sözlerim sizi kırdıysa bunun için sizden özür dilemeyeceğim. Çünkü gittiniz. Bizi yalnız bıraktınız. Gözünüz bağlı hala adil bir düzen olacağını sanıyorsunuz. Açın şu gözlerinizi de çekin kılıcınızı da öğretin şu kanun kitabınızı da buralar da huzur bulsun.

Az daha unutuyordum. Bu yazdıklarım size buralarda mücadele etmediğimizi lütfen düşündürmesin. Haksız yere hapislerde çürütülmek istenen erkekleri de kadınları da istismara uğrayanı da eve hapsedileni de sesi kıstırılanı da biz siz olsanız da olmasanız da savunmaya devam ediyoruz. Edeceğiz. Bu mektup gittiğiniz yerden bir an önce aramıza dönmeniz içindir. Umarız çabucak buralara da uğrarsınız.

Saygılarımızla,

Coğrafyasında Huzur Bulamayan, Eşit Vatandaş Kabul Edilmeyen Bütün Kadınlar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve okurmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Semra Gorcegiz
(10.03.2026 15:57 - #504)
Bu kadar guzel anlatilabildi. Adaletin simgesinin gostermelik olduğu ve ülkemizde nekadar dejenere oldugunu.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve okurmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.