Sibel Çetin Çavdar
Köşe Yazarı
Sibel Çetin Çavdar
 

Yorgun Ama Hep Güçlü: Çalışan Anneler

Bazen düşünüyorum… Bir kadının aynı anda bu kadar çok şeye nasıl yetişebildiğini gerçekten kimse tam olarak anlayabiliyor mu? Sabahın çok erken saatlerinde başlayan bir telaş… Henüz kendi gözünü tam açamamışken çocuğunu uyandıran anneler var bu hayatta. Bir eliyle kahvaltı hazırlayıp diğer eliyle okul çantasını kontrol eden, kendi kahvesini çoğu zaman soğumuş hâliyle içmek zorunda kalan kadınlar… Sonra hızlı adımlarla işe yetişen, gün boyu onlarca sorumluluğu omuzlayan, herkes için güçlü görünmeye çalışan anneler… Ve işin en ilginç tarafı şu: Çoğu zaman kimse onların ne kadar yorulduğunu tam olarak fark etmiyor. Çalışan anneler bazen iki ayrı hayatı aynı anda yaşamaya çalışıyor gibi… Bir tarafta iş dünyasının bitmeyen temposu, toplantılar, sorumluluklar, çözülmesi gereken problemler… Diğer tarafta “Anne bugün okulda ne oldu biliyor musun?” diye heyecanla anlatacak bir çocuk… İşte insanın kalbi tam da burada ikiye ayrılıyor bazen. Bir anne için çalışmak yalnızca para kazanmak değildir aslında. Bazen çocuğuna daha güzel bir gelecek hazırlamaktır. Bazen kendi ayakları üzerinde durduğunu ona gösterebilmektir. Bazen de yıllarca emek verdiği hayallerinden tamamen vazgeçmemektir. Ama kabul edelim… Çalışan kadın olmak kolay değil. Çünkü toplum kadınlardan hep biraz fazlasını bekliyor. İşinde başarılı olsun… Evi eksiksiz yönetsin… Çocuğuyla kaliteli vakit geçirsin… Hep güzel görünsün… Hep güçlü olsun… Hiç yorulmasın… Oysa bazı akşamlar var ki… Bir anne arabada birkaç dakika fazla oturuyor. Çünkü eve girmeden önce sadece sessizliğe ihtiyaç duyuyor. Bazı geceler çocuk uyuduktan sonra mutfakta tek başına çay içerken gözleri doluyor. Bazı sabahlar “Bugün hiç enerjim yok” diyerek kalkıyor ama yine de herkes için ayağa kalkmayı başarıyor. Ve buna rağmen anneler, çocuklarının yanında olabilmek için inanılmaz bir çaba gösteriyor. Çünkü çocuklar annelerinin fedakârlığını çoğu zaman yıllar sonra anlıyor. Şimdi belki sadece “Annem işe gidiyor” diye düşünüyorlar… Ama büyüdüklerinde fark edecekler… O annenin bütün yorgunluğuna rağmen okul gösterisini kaçırmamaya çalıştığını… Gece herkes uyuduktan sonra onların kıyafetlerini hazırladığını… Hasta olduklarında sabaha kadar başlarında beklediğini… Kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelediğini… Ve biliyor musunuz? Çalışan annelerin çocuklarında başka bir şey daha oluyor… Onlar güçlü kadınları örnek alarak büyüyorlar. Bir kız çocuğu annesinden vazgeçmemeyi öğreniyor. Bir erkek çocuğu kadına saygıyı öğreniyor. Çünkü çocuklar en çok anlatılanı değil, yaşananı hafızalarına kazıyor. Ben çalışan annelere her baktığımda biraz mucize görüyorum açıkçası… Topuklu ayakkabısıyla toplantıya yetişmeye çalışırken aklı çocuğunun ateşinde kalan bir anne… Kurumda yüzlerce işi yönetirken teneffüste çocuğunun mesajını cevaplayan bir kadın… Yorgunluktan tükenmiş olsa bile “Anne bir oyun oynayalım mı?” cümlesine gülümsemeye çalışan biri… İşte annelik tam olarak burada başlıyor bence. Mükemmel olmakta değil… Sevmekten hiç vazgeçmemekte. Bu Anneler Günü’nde sadece evlat büyüten değil, aynı zamanda hayata tutunmayı öğreten bütün çalışan kadınların önünde saygıyla eğiliyorum. Çünkü bazı kadınlar gerçekten dünyayı aynı anda iki eliyle taşıyor. Bir elinde çocuklarının kalbi, diğer elinde hayatın yüküyle… Ve belki de dünyanın en güçlü cümlesi şudur: “Annem hep yorulurdu ama yine de bana sevgisini hissettirirdi…” İyi ki varsınız güzel anneler… İyi ki bu dünyanın yükünü sevgiyle hafifleten kadınlar hâlâ var…
Ekleme Tarihi: 11 Mayıs 2026 -Pazartesi
Sibel Çetin Çavdar

Yorgun Ama Hep Güçlü: Çalışan Anneler

Bazen düşünüyorum…

Bir kadının aynı anda bu kadar çok şeye nasıl yetişebildiğini gerçekten kimse tam olarak anlayabiliyor mu?

Sabahın çok erken saatlerinde başlayan bir telaş…
Henüz kendi gözünü tam açamamışken çocuğunu uyandıran anneler var bu hayatta. Bir eliyle kahvaltı hazırlayıp diğer eliyle okul çantasını kontrol eden, kendi kahvesini çoğu zaman soğumuş hâliyle içmek zorunda kalan kadınlar… Sonra hızlı adımlarla işe yetişen, gün boyu onlarca sorumluluğu omuzlayan, herkes için güçlü görünmeye çalışan anneler…

Ve işin en ilginç tarafı şu:
Çoğu zaman kimse onların ne kadar yorulduğunu tam olarak fark etmiyor.

Çalışan anneler bazen iki ayrı hayatı aynı anda yaşamaya çalışıyor gibi…
Bir tarafta iş dünyasının bitmeyen temposu, toplantılar, sorumluluklar, çözülmesi gereken problemler…
Diğer tarafta “Anne bugün okulda ne oldu biliyor musun?” diye heyecanla anlatacak bir çocuk…

İşte insanın kalbi tam da burada ikiye ayrılıyor bazen.

Bir anne için çalışmak yalnızca para kazanmak değildir aslında.
Bazen çocuğuna daha güzel bir gelecek hazırlamaktır.
Bazen kendi ayakları üzerinde durduğunu ona gösterebilmektir.
Bazen de yıllarca emek verdiği hayallerinden tamamen vazgeçmemektir.

Ama kabul edelim…
Çalışan kadın olmak kolay değil.

Çünkü toplum kadınlardan hep biraz fazlasını bekliyor.
İşinde başarılı olsun…
Evi eksiksiz yönetsin…
Çocuğuyla kaliteli vakit geçirsin…
Hep güzel görünsün…
Hep güçlü olsun…
Hiç yorulmasın…

Oysa bazı akşamlar var ki…
Bir anne arabada birkaç dakika fazla oturuyor. Çünkü eve girmeden önce sadece sessizliğe ihtiyaç duyuyor.
Bazı geceler çocuk uyuduktan sonra mutfakta tek başına çay içerken gözleri doluyor.
Bazı sabahlar “Bugün hiç enerjim yok” diyerek kalkıyor ama yine de herkes için ayağa kalkmayı başarıyor.

Ve buna rağmen anneler, çocuklarının yanında olabilmek için inanılmaz bir çaba gösteriyor.

Çünkü çocuklar annelerinin fedakârlığını çoğu zaman yıllar sonra anlıyor.
Şimdi belki sadece “Annem işe gidiyor” diye düşünüyorlar… Ama büyüdüklerinde fark edecekler…
O annenin bütün yorgunluğuna rağmen okul gösterisini kaçırmamaya çalıştığını…
Gece herkes uyuduktan sonra onların kıyafetlerini hazırladığını…
Hasta olduklarında sabaha kadar başlarında beklediğini…
Kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelediğini…

Ve biliyor musunuz?
Çalışan annelerin çocuklarında başka bir şey daha oluyor…
Onlar güçlü kadınları örnek alarak büyüyorlar.

Bir kız çocuğu annesinden vazgeçmemeyi öğreniyor.
Bir erkek çocuğu kadına saygıyı öğreniyor.
Çünkü çocuklar en çok anlatılanı değil, yaşananı hafızalarına kazıyor.

Ben çalışan annelere her baktığımda biraz mucize görüyorum açıkçası…
Topuklu ayakkabısıyla toplantıya yetişmeye çalışırken aklı çocuğunun ateşinde kalan bir anne…
Kurumda yüzlerce işi yönetirken teneffüste çocuğunun mesajını cevaplayan bir kadın…
Yorgunluktan tükenmiş olsa bile “Anne bir oyun oynayalım mı?” cümlesine gülümsemeye çalışan biri…

İşte annelik tam olarak burada başlıyor bence.
Mükemmel olmakta değil…
Sevmekten hiç vazgeçmemekte.

Bu Anneler Günü’nde sadece evlat büyüten değil, aynı zamanda hayata tutunmayı öğreten bütün çalışan kadınların önünde saygıyla eğiliyorum.

Çünkü bazı kadınlar gerçekten dünyayı aynı anda iki eliyle taşıyor.
Bir elinde çocuklarının kalbi, diğer elinde hayatın yüküyle…

Ve belki de dünyanın en güçlü cümlesi şudur:
“Annem hep yorulurdu ama yine de bana sevgisini hissettirirdi…”

İyi ki varsınız güzel anneler…
İyi ki bu dünyanın yükünü sevgiyle hafifleten kadınlar hâlâ var…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve okurmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.